background

Kuzeytaş Hukuk

4857 SAYILI İŞ KANUNUNA GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE UNSURLARI
4857 SAYILI İŞ KANUNUNA GÖRE İŞ SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE UNSURLARI
05-03-2026


İş sözleşmesi, 4857 Sayılı İş Kanun’unun 8. Maddesinin 1. Fıkrasında, “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre İş sözleşmesi, işçi tarafın işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de; işçiye iş görmesi karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği bir sözleşmedir. Aynı maddenin devamında ise, iş sözleşmesinin kanunda aksi belirtilmedikçe özel bir şekle bağlı olmadığı düzenlenmiştir. Bu bağlamda iş sözleşmesi yazılı veya sözlü olarak kurulabilecektir. Ancak taraflar arasında bir yıldan fazla süreli bir iş sözleşmesi yapılacak olması durumunda sözleşmenin yazılı olarak yapılması da şekil şartıdır yani iş sözleşmesinin bir unsurudur.

Anılan kanun maddesinde iş sözleşmesinin unsurlarının; bir işin görülmesi, görülen işin işverene bağımlı olarak görülmesi ve görülen işin belirli bir ücret karşılığında görülmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu unsurların herhangi birinin eksik olması durumunda; taraflar arasındaki ilişki 4857 Sayılı Kanun kapsamında bir iş sözleşmesi olmayacaktır. Nitekim Yargıtay 9. Hukuk Dairesi de 2015/15888 E., 2016/12015 K. Sayılı kararında: “Bir işin işverenin gözetim ve denetimi altında, düzenli, belirli zaman aralıklarıyla yapılması bağımlılık unsurunun göstergesidir. Bu koşulları taşıyan ilişki iş sözleşmesidir.” demek suretiyle iş sözleşmesinin bağımlılık unsurunun varsayılması için gerekli şartları özetlemiştir. 

Bir sözleşmede işçinin iş görme ediminin bulunmaması, taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığını ve bu sebeple iş kanunu hükümlerine tabi olmayacağı anlamına gelmektedir. İşçi, iş görme edimini işverene bağımlı olarak yapmıyor ise; taraflar arasındaki iş sözleşmesinden değil, niteliğine göre vekalet sözleşmesi ya da eser sözleşmesi olabileceğinden bahsedilecektir. Bir diğer unsur olarak görülen iş neticesinde ücret ediminin olmaması da sözleşmenin iş sözleşmesi niteliğinde olmadığı sonucunu doğuracaktır. 

Ana unsurları taşımayan bir iş sözleşmesine rağmen; işçi fiilen çalışmışsa, iş sözleşmesi geçersiz veya kurulmamış olsa bile emeğin karşılıksız kalmaması ilkesi gereği yapılan işin karşılığı olarak işçi işverenden ücret talep edebilecektir. Bu yaklaşım, iş hukukunun işçiyi koruyucu niteliğinin bir sonucudur ve uygulamada Yargıtay içtihatları tarafından desteklenmektedir.

İş sözleşmesinin kurulması için zaruri olan unsurlar dışında, bulunmaması halinde taraflar arasındaki sözleşmenin iş sözleşmesi olmadığı sonucunu doğurmayacak ancak taraflar arasındaki sözleşmeyi destekleyecek yan unsurlar da mevcuttur. Her ne kadar ücret iş sözleşmesinin zorunlu bir unsuru olsa da ücretin miktarı taraflar arasında iş sözleşmesinin kurulabilmesi adına zorunlu bir unsur değildir. Taraflar aralarında ücretin miktarını serbest iradeleriyle belirleyebileceği gibi ücretin sözleşmede belirtilmemiş olması da taraflar arasındaki iş sözleşmesinin geçersiz olması sonucunu doğurmayacaktır. Nitekim işin görüleceği yer, görülüş biçimi, çalışma saatleri gibi destekleyici unsurlar da yasal şartları taşıdıkları koşulda taraflar arasında serbestçe belirlenebilecek olup yoklukları iş sözleşmesinin bulunmadığı sonucunu doğurmayacaktır. 


KUZEYTAŞ HUKUK BÜROSU DAVA DEPARTMANI